Prof. Dr. Orhan ÇEKER
Prof. Dr. Orhan ÇEKER

Köşe Yazarı

Aile İnfilak Ediyor: Sorumluluktan Kaçan Evlilikler ve Sınırsız Özgürlük Yanılgısı

3 dk okuma
Aile İnfilak Ediyor: Sorumluluktan Kaçan Evlilikler ve Sınırsız Özgürlük Yanılgısı

Toplumun en küçük ama en dinamik yapı taşı olan aile kurumu, modern çağın getirdiği bazı kavramların yanlış yorumlanmasıyla birlikte ciddi bir sarsıntı geçiriyor. Prof. Dr. Orhan Çeker, karşılaştığı çarpıcı örnekler üzerinden toplumsal bir yaraya parmak basıyor ve adeta tehlike çanlarını çalıyor: "Aile infilak ediyor."

​Peki, kutsal bir bağ olarak kabul edilen evlilikler neden bu kadar çabuk tüketiliyor? Sorumluluk bilinci nerede kayboluyor? İşte o acı gerçekler ve yapılması gerekenler.

​Birkaç Günlük Evlilikler: Evcilik Oyunu mu Oynuyoruz?

​Boşanma sürelerinin günlerle ifade edildiği bir döneme şahitlik ediyoruz. Yaşanan trajikomik ve düşündürücü örnekler, durumun vahametini gözler önüne seriyor:

​Geçenlerde bir bayan aradı. “8 gün önce evlendik, şimdi ayrılma kararı aldık.” dedi. “Niçin?” deyince, “Kaynanam beni sevmiyormuş.” dedi. “9 gün önce seviyor muymuş?” dedim. Cevap yok.

​Bir başkası 39 gün, daha bir başkası 40 gün önce evlenmiş; ayrılma kararı almışlar.

​Sanki farık mümeyyiz olmayan çocukların 1-2 saatliğine oynadıkları evcilik oyunu. Sorumluluk duygusu oranı ne yazık ki sıfır.

​Büyük Tehlike: Sınırsız Özgürlük ve Sorumluluk Kaybı

​Peki, gençleri bu derece sabırsızlığa ve tahammülsüzlüğe iten temel sebepler nelerdir? Kuşkusuz bunun en önemli nedenlerinden biri, modern dünyanın genç beyinlere empoze ettiği yanlış "özgürlük" tanımıdır.

​"Gençlere tıka basa basılan şu ÖZGÜRLÜK var ya! İşte bu. Sınırsız özgürlük, otomatik olarak başkalarının haklarına kör olmak, işbirliği asla yapmamak demektir."

​Evlilik, doğası gereği karşılıklı fedakarlık, uyum ve güçlü bir işbirliği gerektirir. Sınırsız özgürlük fikriyle büyüyen ve sadece kendi sınırlarını düşünen bireyler için evlilik ya hiç gerçekleşmeyecek ya da ne yazık ki çok kısa ömürlü olacaktır. Gençlere “özgür olun” dedik AMA “HADDİNİZİ BİLİN” demedik.

​Kırmızı Çizgiler ve İnsan Olmanın Gereği

​Bir toplumun ayakta kalabilmesi, bireylerin ve ailelerin sahip olduğu ahlaki ve insani sınırlara bağlıdır. Kırmızı çizgilerimizin olması, İNSAN olmamızın bir gereğidir. Kırmızı çizgisi olmamak, insanın behîmîleşmesi (hayvanlaşması) demektir.

​Bu gidişat sadece bireyleri değil, tüm toplumu derinden etkileyen sosyal bir krizdir. Resmi veya sivil etkililer ve yetkililer, duyuyorsunuz değil mi? Aile infilak ediyor.

​Encamımız hayrola.

​Selam.

Bu yazıyı paylaş: