Ya İlahi Ger Sual Etsen Bana
Ya ilahi ger sual etsen bana
Cevabım işbu idi anda sana
Ben bana zulmeyledim ettim günah
Neyledim nettim sana ey padişah
Sen ezelde beni asi yazasın
Doldurasın aleme avazesin
Ben mi düzdüm beni sen düzdün beni
Pür ayıp n'işe getirdin ey gani
Habs içinde ölmeyeyim deyi aç
Mısmıl ve murdar yedim bir-iki-kaç
Nesne eksildi mi mülkinden senin
Geçti mi hükmüm ya hükmünden senin
Rızkını yeyip seni aç mı kodum
Ya yeyip öğnünü muhtaç mı kodum
Kıl gibi köprü gerersin geç deyi
Gel seni sen tuzağımdan seç deyi
Kıl gibi köprüden adem mi geçer
Ya düşer ya dayanır yahut uçar
Kulların köprü yaparlar hayr içün
Hayrı budur ki geçerler seyr içün
Terzi kurarsın hevaset tartmağa
Kasdedersin beni oda atmağa
Terazi ona gerek bakkal ola
Ya bezirgan tacir ve attar ola
Sen basirsin hod bilirsin halimi
Pes ne hacet tartasın amalimi
Geçmedi mi intikamın öldürüp
Çürütüp gözüme toprak doldurup
Değmedi hiç Yunus'tan sana ziyan
Sen bilirsin aşikare ve nihan
Bir avuç toprağa bunca kıyl ü kal
Neye gerek ey Kerim-i zülcelal
Yunus Emre'nin "Ya İlahi Ger Sual Etsen Bana" Şiiri Ne Anlatıyor?
Türk-İslam kültürünün ve tasavvuf edebiyatının en büyük temsilcilerinden biri olan büyük düşünür Yunus Emre, eserleriyle yüzyılları aşarak günümüze ışık tutmaya devam ediyor. Dervişin içsel sorgulamalarını en şeffaf haliyle dile getirdiği "Ya İlahi Ger Sual Etsen Bana" adlı şiiri, şairin Yaradan ile olan samimi ve derin bağını gözler önüne seriyor.
İlahi Adalet ve İnsan Doğasına Derin Bir Bakış
Yunus Emre'nin bu unutulmaz eseri, edebiyatımızda şathiye türünün en çarpıcı örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Şiirde, insanın zayıflığı ve ilahi takdir arasındaki ilişki sorgulanırken; günah, ceza ve merhamet kavramları ustalıkla işleniyor. Yunus, "Ben bana zulmeyledim ettim günah / Neyledim nettim sana ey padişah" dizeleriyle, insanın işlediği hataların ilahi kudret karşısındaki küçüklüğünü ve bu hataların Allah'ın sonsuz mülküne bir zarar veremeyeceğini vurguluyor.
Sırat Köprüsü ve Mizan İstiareleri
Şiirin en çok dikkat çeken bölümlerinden biri de Sırat köprüsü ve Mizan (terazi) kavramlarına getirilen farklı bakış açısı. Geleneksel inançtaki "kıl gibi ince" köprü metaforunu ele alan şair, kulların hayır için yaptıkları köprülerin genişliğine dikkat çekerek Yaradan'ın merhametine sığınıyor. Aynı şekilde, insanın amellerinin tartılacağı terazi imgesini bakkal, bezirgan veya attar gibi dünyevi meslekler üzerinden eleştirerek, her şeyi zaten bilen (Basîr) Allah'ın bu amelleri tartmasına gerek olmadığını naif bir dille ifade ediyor.
"Bir Avuç Toprağa Bunca Kıyl ü Kal Neye Gerek?"
Eserin finalinde yer alan ve insanın yaratılış maddesi olan toprağa atıfta bulunan dizeler, şiirin ana fikrini özetler nitelikte. İnsanın sadece "bir avuç toprak" olduğunu hatırlatan Yunus Emre, Yüce Yaratıcı'nın sonsuz büyüklüğü karşısında bu kadar hesabın ve sorgunun ötesinde, yalnızca ilahi merhamete duyulan ihtiyacı haykırıyor. Asırlar önce yazılmış olmasına rağmen bu evrensel mesaj, günümüz insanının içsel yolculuğuna ve anlam arayışına rehberlik etmeyi sürdürüyor.